Kayıtlar

Mart, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Dur Yolcu!

18 Mart... Büyük bir zaferin, muhteşem bir tarihin yazıldığı, o gün. Ve şimdi bizim gururla ama aynı zamanda hüzünle andığımız, bu gün. Şiire ilk ilgi duymaya başladığımda, yazmak istediğim şey Çanakkale Zaferi'ydi. Kalemi kağıdı alıp saatlerce durmuş düşünmüştüm de bir şey yazamamıştım. Bir vakit sonra, ilhamın saatleri olan gecenin geç bir vakti şu dizeler dökülmüştü kağıda: GÜCÜM TÜKENENE KADAR Ufka bakıyorum, eskiden gördüğüm pırıl pırıl maviye, Şimdi yerini düşmanın donanmaları almış… Başımı kaldırıyorum, bakıyorum gökyüzüne, Güneş bile eskisi gibi değil, sönmüş, boynunu bükmüş Sanki gökyüzü maviliğini yitirmiş, İzliyorum çocukken derme çatma uçurtmamla koştuğum sahili Ağır bir hava üstünü sarmış İçime çekiyorum havayı, dolduruyorum ciğerlerimi Ama beklediğim deniz kokusunu değil Acı barut kokusunu duyuyorum Yanıyor boğazım, doluyor gözlerim, Sadece kokudan değil Bir yandan büyük bir öfke kaplıyor benliğimi “Vatan” kelimesi yankılanıyor ka...

Belki Yarın, Belki Yarından da Yakın

Hatalardan ders çıkarmak gerek, değil mi? Doğru olan bu. Öyleyse, Berkin Elvan'ı kaybetmemizin üstüne yapılan eylemlerde neden bir gencimizi daha yitirdik? Bunun suçunu da o çapulcu dedikleri vatanımın güzel insanlarına attılar. Eylemciler, dediler. Dokuz aydır Berkin'in katilini bulamazken, bu sefer aynı gün buldular. Ne garip değil mi? Öldürülen insana göre araştırma sürecinin değişmesi... Yitirilen her can, candır! Alevi'si, solcusu olmaz! En acılarından biri de şu: orantısız gücün kurbanı olmuş çocuğumuz için binlerce insan ülkenin dört bir yanında sokaklara döküldü, sonuç; polis ve toma. Aynı tas aynı hamam! Ve tüm bunlar olurken, onlar konfeti patlatıp, söyledikleri yalanları kutluyorlardı. Kimse akıllanmıyor anlaşılan. Orantısız güç tam gaz devam ediyor. Farkında değiller belki ama uyguladıkları bu güç, kendilerine de zarar veriyor. İtirazına rağmen zorla kendisine verilen emir yüzünden bir polisimiz şehit düştü. Savaşlarda kazanan olmaz. Tarafların h...

Meydanlara Çıkmayan Seçim Sandığına Nasıl Gitsin?

Ne zaman Türkiye'de bir şey olsa, halk sokaklara dökülse, alışkanlığımız değil ama son zamanlarda da çok yapar olduk, birileri çıkıp illa şunu diyor: "Meydanlara, sokaklara çıkmanızla çok şey değişti sanki!". Kusura bakma da sen çıkmasan ben çıkmasam kim çıkacak? Ülkeyi rayına kimler oturtacak? Sen korkarsan, ben korkarsam, o korkarsa biz daha ne hallere geliriz hiç düşündünüz mü? Çıkmış diyor ki "Direncinizi sandıkta gösterin.". Yahu, her şey sandık mı? Evet, sandık demokrasinin ve halkın iradesi nin en büyük simgesi; ama iyi ki bir seçildin sen de yani. Ülkenin tapusunu sana vermedik! Biz halkız! Gerekirse sokaklara çıkarız, gerekirse tencerelere vururuz, gerekirse parklarda bahçelerde 'otururuz'. Sonra gider oyumuzu veririz. Asıl böyle kaos dönemlerinde sesini çıkarmayan adamdan korkmak lazım. Ağzını açıp bir tek laf etmeyen, sokağa çıkıp da hakkını aramayan nasıl gitsin sandığa da oy versin? Hayır, çoluk çocuk, yaşlı hasta, herkes sokağa ...