Kayıtlar

Aralık, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yeni Yıl Aynı Dilekler Yeni İstekler

  2014   Bunu okuyunca kiminiz gülümsedi kiminiz kurduğunuz hayaller aklına geldiği için iç geçirdi.    Herkesin istekleri farklıdır.   Ama bazı şeyler değişmez değil mi?   Sağlık en başta, huzur, bolluk, bereket, sevgi...   Umuyorum ki yeni yılda hepsi bizimle olur.     2013 bazıları için çok zor bir yıldı. Bazıları için acı, yanlış tercihlerle ve hatalarla doluydu belki. Bazıları içinse unutulmaz bir yıldı, her dönüm noktasında şans onlarlaydı. Mutluluk üzerine mutlulukların olduğu bir seneydi belki de.    Bunu bilemeyiz.    Fakat herkes yeni gelen senenin, eskisinin acılarını götüreceğine, yeni başlangıçlar, güzel fırsatlar ve güzellikler getireceğine inanır. Böyle olmasını diler.    Bu çok anlaşılabilir bir şey.    İnsan nasıl yeni yaşından güzel şeyler bekliyorsa yeni seneden aynı şeyler bekler.    Bunu insanoğlunun iflah olmaz iyimserliği ve hayalperestliği olarak görenle...

Bıraktığımız Yerden Devam Edenlerimiz

    Bazı şeyler hiç değişmez.   Biriyle eğer aranıza günler, haftalar, aylar girmiş olsa hatta başka başka olaylar dahi girmiş olsa bile bir araya geldiğinizde yine aynı tadı alabiliyorsanız, özgürce konuşabiliyorsanız, kendinizi karşınızdakine yorulmadan anlatabiliyorsanız ve karşınızdakini anlıyorsanız, tüm bunların yanında bir de harika zaman geçiriyorsanız işte o kişi sizin aynı yerden devam edeninizdir.    Her şeyi hem yıpratabilecek hem de onarabilecek gücü olduğu söylenen zaman bile girse araya, o nlarla ilişkilerimiz asla gerilemez, araya soğukluk girmez.   O sıcaklık kaybolmaz.   Bir sebzeyi bozulmasın diye nasıl derin dondurucuya koyuyorsanız ve zamanı geldiğinde çıkarıp enfes yemekler yapabiliyorsanız; işte o hesap. Tek farkı bunun için çabalamanız gerekmez.   Doğası böyledir bu arkadaşlığın.   Bu uyumu yakalamak da kolay değildir.   Bu yüzden böyle birine bir kere sahip olduk mu asla bırakmamalıyız.   Çünkü onlar...

Mutluluk Garantisi Veren Filmler

  Türk Filmleri     Eski Türk filmlerini hepimiz biliriz. Tutkunu olmasak bile izlemişizdir. Rahatlıkla üç beş oyuncu ismi sayabiliriz.    Bu şeker tadındaki, arada göz yaşlarımızı tutamasak bile her zaman mutlu sonla biteceğini bildiğimiz filmler Türk sinemasının baş tacıdır benim gözümde.     Belli bir olay vardır çoğu zaman, zengin kız fakir olan ya da tersi mesela, bu kimilerine klişe gibi gelebilir ama zamane dizilerinde de sıkça işlenen konu budur.     Ama Yeşilçam Filmleri'ni özel kılan konularından ziyade işleniş tarzlarıdır.     O dönemin dili bazılarına uzak gelse bile aslında repliklerde konuya direk girilir. Her şey ortadadır.     Sonu tahmin edilebilirdir.    Her şeyden önemlisi sıcacıktır.    Hülya Koçyiğit'in kıpır kıpır hallerini getirin gözünüzün önüne.     Tarık Akan'ın, Kadir İnanır'ın o jön hallerini.    Adile Naşit'i...

Dört Bir Yanı Kağıt Mendille Çevrili Olan Kişi Kimdir?

  Hastadır        Yine şifayı kapmış olduğum günlerdeyiz.      Yüksek ateşi, davul gibi olmuş bademcikleri, 'öksürmek' olmaktan çıkıp adeta bir akciğer zelzelesi haline gelmiş solunum yollarındaki rahatsızlığı ve kafatasının içinde kazı çalışması yapılıyormuş gibi hissedilmesine sebep olan baş ağrısı bir kenara bırakılacak olursa, hasta olmanın yanında getirdiği en berbat şey sürekli kağıt mendil taşır hale gelmek.     Olay sadece kağıt mendil taşımak da değil.     Kullanılmış mendil avına çıkmak zorunda kalıyorsunuz bir saat sonra.    Hatta olay bazen öyle bir hal alıyor ki mendillerin kendi kendine ürediğini düşünüyorsunuz - belki de sadece ben öyle düşünüyor olabilirim.     Kış aylarında olduğumuz da göz önüne alınınca bir çok hasta vatandaşın kağıt mendil tükettiğini söylemek yanlış olmaz.     Bu kadar kullanılmış kağıt mendil gözümün önüne gelince 'Milli servet bun...

Hepimizin içinde ev hanımlığı var... Sadece bazıları daha yetenekli.

  İÇİMİZDEKİ EV HANIMLARI   Ev hanımlarının işi kolay değil. Her gün sabahtan akşama aynı evde. Temizlik. Yemek.   Evet, avantajları da var. Sabah erken kalkmak zorunda değilsin, bir gün iş yapmasan patrondan azar da işitmezsin çünkü patron sensin.   Ama her gün her gün aynı işleri yapmak. Ütüsüydü, süpürgesiydi, bulaşığıydı…   Çok eğlenceli olmasa gerek?   Peki ya iş kadınları? Öğreciler? Küçük kızlar? Yani ev hanımı olmayanlar?   Onların içinde de ‘ev hanımlığı’ var. Herkes aynı derecede becerikli olmasa da.    Nasıl olmasın ki?   Küçükken oynanılan evcilik oyunlarıyla başlıyor tüm hikaye.   Küçük tencerelerimiz, tabaklarımız, çatal bıçaklarımız, bardaklarımız, fincanlarımız için kurduğumuz düzen ve onlara gösterdiğimiz özen, evlenince ya da ayrı eve çıkınca mutfakta kurduğumuz sistemin temeli aslında.   Ya da oyuncak buz dolaplarımız, elektrikli süpürgelerimiz? Evimiz için ...

Müşkülpesent'in Yeri'nde başlangıç yazısı...

   'BENİM HAYATIM BENİM FİLMİM'     Herkesin hayatı filmdir. Kiminin ki romantik komedi. Kiminin ki aksiyon. Dram ya da trajedi. Bazen bilimkurguvari. Bazense korkularla dolu bir sahne.    Yönetmense belli.    Tanrı’nın işine karışılmaz.    Fakat fikir verebilirsiniz.    Herkes kendi filminin yardımcı yönetmenidir.    ‘Filminiz’ hakkında fikirleriniz oldukça bunu yönetmene iletin.    Hayal kurun. Daha çok hayal kurun.    Sonra ayağınız yere bassın ki çalışabilin.    Çalışın.    Daha çok çalışın.    Arada eğlenin.    Sonra daha çok eğlenin.    Her film başladığı gibi bitmez. Nutkunuzun tutulacağı fırsatlar çıkar bazen. Bazen dumur olacağınız durumlar. Bazense nefesinizi tutup heyecanla beklediğiniz sahneler. Bazen de sıcacık bir gülümsemeyle ya da içten hıçkırıklarla kar...