Ülkemizin Vicdan Yaraları
Gazetecilikte çok başarılı ve üretken bir ülkeyiz doğrusu. Özgürlükleri kısıtlanmamış, kalemi hür, gür sesli gazetecilerimizin yanı sıra halkımız da ülkede haber çıksın diye canla başla çalışıyor. Uzmanlık alanımız ise üçüncü sayfa haberleri!
İnsan durup düşünüyor, Türkiye nasıl başarılı dram-korku filmleri çıkaramaz diye. Elimizin altında bu kadar profesyonel bir cast varken hem de!
İşin latifesi bir yana; kendi vatandaşımızdan nefret eder, korkar ve tiksinir olduk. Bunu belirtirken de en ufak bir tereddüt yaşamıyoruz, ne acıdır ki.
Özgecan'ın nasıl vahşice katledildiğini hepimiz okuduk. Sosyal medyadaki haklı yankısını da duyduk. İnsanların vicdanlarının hala duyulur mesafede olduğunu görmek çok güzel ancak bir türlü yaralarından ders çıkarmayan bu ülkede böyle olayların bir daha yaşanmayacağını söyleyebilmek mümkün mü? İleride mümkün olacak mı? Hepimiz az çok bu soruların cevaplarını tahmin ediyoruz.
Kadına şiddette bir dünya markası haline geldik. Listelerden inmez olduk.
Utançtan yüzümüzün kızarmasını geçtim, diğer milletlerin karşısına çıkamamamız gerekirken hala devlet büyükleri 'Kadın şunu yapsın, bunu yapmasın, şöyle otursun, böyle kalksın.' diye ahkam kesiyorlar oturdukları koltuklardan.
Halk öfkeli. Tepkili. Acısı var. Bu vahşilerin en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyor. Yapılması gereken de bu elbette.
Peki, bu tepkileri duyması gereken kesim, çok değil daha geçen yıl tecavüz mağduru kadına 'Doğur.' diyenler şimdi nerede, ne yapıyorlar?
İşin acı bir yanı daha var. Bu ve bu gibi olaylar karşısında tepkimizi koyan biz bu tepkiyi yine bizim gibilere ulaştırmaktan daha öteye geçemiyoruz. Tweet atıyoruz, yürüyüş düzenliyoruz, gazetelere, bloglara yazı yazıyoruz. Tıpkı benim şuan yaptığım gibi.
Sen okur arkadaşım, evet sen, bu yazıyı okurken benimle aynı duyguları paylaşmıyor musun? Haklı ve aydın kesimin fikirleri ortaya atılıyor ancak yine o kesimin duvarları arasında tartışılıp zamanla yankısını yitiriyor.
Hedefe ulaşıyor mı? Akıllanması, kalkınması, gelişmesi gereken kesim nasibini alıyor mu bunlardan? Cevap kocaman bir hayır.
Birilerinin bu ülkedeki o yobazlara herkesin aynı yaşama hakkı olduğunu anlatması gerekiyor. Birilerinin bu vahşilere verilebilecek en ağır cezayı vererek ibreti alem yapması gerekiyor tabiri caizse. Birilerinin gelecek nesilleri çağımıza uygun, aydın kafalı bireyler olarak yetiştirebilmemiz için kolları sıvaması gerekiyor.
O birilerinin de kim olduğu belli.
Bu ülke "Ben çevreye güvenmiyorum." diyen baba kalmayana dek adam olmaz.
Elinizi vicdanınıza koyun ve bu ülke üzerinde dönen politikaları bir kenara bırakıp vatandaşlarınızın canı için bir şeyler yapın!
Bu ülkenin kadını artık sokağa çıkarken korkmasın. Karanlık basınca panik yaşamasın. Giydiği kıyafet yüzünden kötü muamelelere maruz kalmasın. Erkekler gibi toplu taşımayı çekinmeden kullanabilsin.
Bu ülke için bilinçli bir vatandaş olarak istediğim çok şey var. Ancak bence en elzemi bir an önce kadınımıza gereken önemi vermek. Bu basamağı geçemediğimiz takdirde o merdiveni çıkıp çağdaş medeniyetlerin seviyesine hiç ulaşamayacağız çünkü.
Kadına şiddet ve kadın cinayetleri bu ülkenin vicdanındaki kocaman yaralardır, hiç kabuk tutmayan ve kanamaya devam eden.
Mekanın cennet olsun Özgecan Aslan.
Dilara İNAL
İnsan durup düşünüyor, Türkiye nasıl başarılı dram-korku filmleri çıkaramaz diye. Elimizin altında bu kadar profesyonel bir cast varken hem de!
İşin latifesi bir yana; kendi vatandaşımızdan nefret eder, korkar ve tiksinir olduk. Bunu belirtirken de en ufak bir tereddüt yaşamıyoruz, ne acıdır ki.
Özgecan'ın nasıl vahşice katledildiğini hepimiz okuduk. Sosyal medyadaki haklı yankısını da duyduk. İnsanların vicdanlarının hala duyulur mesafede olduğunu görmek çok güzel ancak bir türlü yaralarından ders çıkarmayan bu ülkede böyle olayların bir daha yaşanmayacağını söyleyebilmek mümkün mü? İleride mümkün olacak mı? Hepimiz az çok bu soruların cevaplarını tahmin ediyoruz.
Kadına şiddette bir dünya markası haline geldik. Listelerden inmez olduk.
Utançtan yüzümüzün kızarmasını geçtim, diğer milletlerin karşısına çıkamamamız gerekirken hala devlet büyükleri 'Kadın şunu yapsın, bunu yapmasın, şöyle otursun, böyle kalksın.' diye ahkam kesiyorlar oturdukları koltuklardan.
Halk öfkeli. Tepkili. Acısı var. Bu vahşilerin en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyor. Yapılması gereken de bu elbette.
Peki, bu tepkileri duyması gereken kesim, çok değil daha geçen yıl tecavüz mağduru kadına 'Doğur.' diyenler şimdi nerede, ne yapıyorlar?
İşin acı bir yanı daha var. Bu ve bu gibi olaylar karşısında tepkimizi koyan biz bu tepkiyi yine bizim gibilere ulaştırmaktan daha öteye geçemiyoruz. Tweet atıyoruz, yürüyüş düzenliyoruz, gazetelere, bloglara yazı yazıyoruz. Tıpkı benim şuan yaptığım gibi.
Sen okur arkadaşım, evet sen, bu yazıyı okurken benimle aynı duyguları paylaşmıyor musun? Haklı ve aydın kesimin fikirleri ortaya atılıyor ancak yine o kesimin duvarları arasında tartışılıp zamanla yankısını yitiriyor.
Hedefe ulaşıyor mı? Akıllanması, kalkınması, gelişmesi gereken kesim nasibini alıyor mu bunlardan? Cevap kocaman bir hayır.
Birilerinin bu ülkedeki o yobazlara herkesin aynı yaşama hakkı olduğunu anlatması gerekiyor. Birilerinin bu vahşilere verilebilecek en ağır cezayı vererek ibreti alem yapması gerekiyor tabiri caizse. Birilerinin gelecek nesilleri çağımıza uygun, aydın kafalı bireyler olarak yetiştirebilmemiz için kolları sıvaması gerekiyor.
O birilerinin de kim olduğu belli.
Bu ülke "Ben çevreye güvenmiyorum." diyen baba kalmayana dek adam olmaz.
Elinizi vicdanınıza koyun ve bu ülke üzerinde dönen politikaları bir kenara bırakıp vatandaşlarınızın canı için bir şeyler yapın!
Bu ülkenin kadını artık sokağa çıkarken korkmasın. Karanlık basınca panik yaşamasın. Giydiği kıyafet yüzünden kötü muamelelere maruz kalmasın. Erkekler gibi toplu taşımayı çekinmeden kullanabilsin.
Bu ülke için bilinçli bir vatandaş olarak istediğim çok şey var. Ancak bence en elzemi bir an önce kadınımıza gereken önemi vermek. Bu basamağı geçemediğimiz takdirde o merdiveni çıkıp çağdaş medeniyetlerin seviyesine hiç ulaşamayacağız çünkü.
Kadına şiddet ve kadın cinayetleri bu ülkenin vicdanındaki kocaman yaralardır, hiç kabuk tutmayan ve kanamaya devam eden.
Mekanın cennet olsun Özgecan Aslan.
Dilara İNAL
Yorumlar
Yorum Gönder