İstifçilerin Haklı Mücadelesi

Annemin bana küçüklüğümden beri söylediği tonla şeyden sadece biridir istifçi olduğum. Bu huyuma pek karışmasa da bazen canına tak eder ve atılması istediği birçok şey olur. Bu durum da her seferinde beni zorlar. 
Kimdir bu istifçiler? Ne yaparlar? Nerede yaşarlar?
Kendilerine ruh hastası yakıştırmasıyla yaklaşan da var, çok duygusallar eşyalarla bağ kuruyorlar diyenler de. Yaptıkları şey ortada: Atamamak, ayıramamak, elinde tutmaya devam etmek. Bunun öylesine bir atamamak olduğunu da belirtmek isterim. 
Bir insan neden eşyaları sürekli biriktirme eğiliminde olur diye araştırma işi ilgili bilim insanlarının ama benim kendimce nedenlerim var. 
Ölümsüzleştirme çabası öncelikle. Günler geçiyor, hayatımıza birileri girip çıkıyor, şu anlar anılara dönüşüyor, uzaklaşıyor. Ama anılarınızda yer alan eşyalar sizlerle. Bu açıdan evet eşyalarla bağ kurmuş oluyorsunuz. Fakat mesele biraz daha derin, eşyanın hiçbir önemi yok. Simgelediği şeyse çok kıymetli. Onu göremiyorsunuz, duyamıyorsunuz, ona dokunamıyorsunuz, onu koklayamıyorsunuz ama o eşya elinizin altında. Bir yere gittiği yok. 
Bu samaktan birçoğunuzun bu dediklerimle hemfikir olduğuna eminim. Ama bahsettiğim eşya iki yıl evvel arkadaşınızın size aldığı hediye kitabın paketindeki kurdele ise ne dersiniz?
İşte ben o kurdeleyi saklıyorum. O kurdele hediyeyi simgelemiyor, onu anlatmıyor aslında. Zira hediyenin kendisi kitaplıkta durduğu gibi duruyor. Ama arkadaşımın benim düşünüp benim beğenebileceğim bir hediye arayışına girmiş oluşunu somut kılacak bir şeye ihtiyaç var. İhtiyaç derken, bence yani. Kulağa mantıksız gelmiş olabilir kimilerince.
Bu ufak bir örnek, daha niceleri var. Neler neler var. Hal böyle olunca aslında o haberlere çıkan 'çöp ev'leri hayal etmek güç değil.
Bir başka sebep de ya sonra ihtiyacım olursa sorusu. Yine kurdele örneğinden gidelim, belki çok özel bir şey ifade etmiyor ama ya birine hediye verecekken lazım olursa? Hazırlıklı olma isteği ile de ilgili sanırım biraz.
Şu da var ki atmaya karar verince duyulan acı. Ya da keder mi demek daha doğru? Kaç defa kıymet verdiğim bir şeyi sonunda atmaya karar verdiğimde dakikalarca çöp kovasının başında dikiliğimi bilirim. Elim varmaz.
Sözün özü elbette her istifçilik huyu olanın evi 'çöp' değil. Farklı seviyelerde yaşıyor herkes. Çoğu da kendi hamuruyla yoğrulup gidiyor. 
Ben sadece istifçilerin haklı mücadelesini sürüdüren biriyim. "At bunları artık."lara direniyorum. 
Eşya yük diyen bir felsefe var. Aslında bir açıdan da haklılar. Sahip olduğumuz her şey yük, öyle ya da böyle.
Ama edindiklerini istif etmekten hoşlanan birine o felsefe sökmüyor, sökmez. 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ülkemizin Vicdan Yaraları

ABC