Her Güzel Şeyin Bir Sonu Var
Öyle, değil mi?
Her kitap, her film, yediğiniz her güzel tatlı, bir şekilde bitiyor.
Hayat gibi. O da bitecek sonuçta.
Sonsuz olsa bu kadar değerli olmazdı sanırım.
Bu gün bana-bize elveda diyen şey How I Met Your Mother'dı.
Son sezonu ağlayarak izlediğimi söylememe gerek yok herhalde?
Arada hıçkırıklara boğulduğumu bile söyleyebilirim.
Ve bu gün, bitti.
Aslında bitti demek doğru değil çünkü benim gibi dünyanın dört bir yanından bu diziyi ( Sadece dizi demek ne kadar doğru bilemiyorum, artık bir yaşam tarzı haline gelmişti bence.) yıllarca gülerek, kahkaha atarak, gözleri dolarak, bazense suratında şapşal bir gülümseme eşliğinde izleyen insanlar, yani biz Ted'i, Marshall'ı, Lily'i, Robin'i veya Barney'i unutacak değiliz. Hem de hiç.
Hatta şundan eminim ki ileride çocuklarımıza da izleteceğiz.
Çünkü HIMYM sadece reyting tutturmuş bir sit-com değildi.
O, hayatın bazen istediğimiz gibi gitmediğini, doğru insanların ne zaman karşımıza çıkacağını bilemeyeceğimizi, arkadaşlığın, gerçek arkadaşlığın en değerli şey olduğunu, aşkınsa insana çok farklı şeyler yaptırabileceğini öğreten bir arkadaştı bizim için.
Her yeni sezonun başlangıcında yeni bölümü izlemek bana eve dönmek gibi gelirdi, rahat ve mutlu.
Sanki o dizideki karakterler benim bir başka ailemmiş gibi.
HIMYM beni her zaman güldüren ve içimi sıcacık yapan bir arkadaştı.
Marsmallow ve Lilypad'in o dudak uçuklatan sevmli ilişkileri,
Ted'in umutsuz aşık halleri ve her zaman çok iyi bir dost oluşu,
Robin ve Barney'in ( Ben geç olduğunu düşünsem de.) aşklarını itiraf edişleri...
Sonrasında olanlar... Senaristlerin bizi nasıl ters köşeye yatırdıklarından bahsediyorum.
Hoş benim içime doğmamış değildi ama.
Beni hem gülümseten hem de ağlatan şeyler oldu son dört yılda.
Bu sözlerim kulağa nasıl geliyor, bilmiyorum.
Ama hepsini hissederek yazdım.
How I Met Your Mother, iyi ki hayatlarımıza girmiş.
Ve şimdi de tamamen çıkıyor sayılmaz.
Her kitap, her film, yediğiniz her güzel tatlı, bir şekilde bitiyor.
Hayat gibi. O da bitecek sonuçta.
Sonsuz olsa bu kadar değerli olmazdı sanırım.
Bu gün bana-bize elveda diyen şey How I Met Your Mother'dı.
Son sezonu ağlayarak izlediğimi söylememe gerek yok herhalde?
Arada hıçkırıklara boğulduğumu bile söyleyebilirim.
Ve bu gün, bitti.
Aslında bitti demek doğru değil çünkü benim gibi dünyanın dört bir yanından bu diziyi ( Sadece dizi demek ne kadar doğru bilemiyorum, artık bir yaşam tarzı haline gelmişti bence.) yıllarca gülerek, kahkaha atarak, gözleri dolarak, bazense suratında şapşal bir gülümseme eşliğinde izleyen insanlar, yani biz Ted'i, Marshall'ı, Lily'i, Robin'i veya Barney'i unutacak değiliz. Hem de hiç.
Hatta şundan eminim ki ileride çocuklarımıza da izleteceğiz.
Çünkü HIMYM sadece reyting tutturmuş bir sit-com değildi.
O, hayatın bazen istediğimiz gibi gitmediğini, doğru insanların ne zaman karşımıza çıkacağını bilemeyeceğimizi, arkadaşlığın, gerçek arkadaşlığın en değerli şey olduğunu, aşkınsa insana çok farklı şeyler yaptırabileceğini öğreten bir arkadaştı bizim için.
Her yeni sezonun başlangıcında yeni bölümü izlemek bana eve dönmek gibi gelirdi, rahat ve mutlu.
Sanki o dizideki karakterler benim bir başka ailemmiş gibi.
HIMYM beni her zaman güldüren ve içimi sıcacık yapan bir arkadaştı.
Marsmallow ve Lilypad'in o dudak uçuklatan sevmli ilişkileri,
Ted'in umutsuz aşık halleri ve her zaman çok iyi bir dost oluşu,
Robin ve Barney'in ( Ben geç olduğunu düşünsem de.) aşklarını itiraf edişleri...
Sonrasında olanlar... Senaristlerin bizi nasıl ters köşeye yatırdıklarından bahsediyorum.
Hoş benim içime doğmamış değildi ama.
Beni hem gülümseten hem de ağlatan şeyler oldu son dört yılda.
Bu sözlerim kulağa nasıl geliyor, bilmiyorum.
Ama hepsini hissederek yazdım.
How I Met Your Mother, iyi ki hayatlarımıza girmiş.
Ve şimdi de tamamen çıkıyor sayılmaz.
Bu güzel karakterlere aşık
Dilara İNAL

Yorumlar
Yorum Gönder