10 Maddede Türk Erkeği Nasıl Çürütülür?

Böyle hissettiğiniz sinir fişek gibi patlayıp parmak uçlarınıza dek ulaşır ya kelimelere dökmek istersiniz, şu anki hislerim de öyle. Ve sebebi de Ekşi Sözlükte okuduğum bir 'yazı'.
Aslında benimki sadece sinirlenmek değil, aynı zamanda alınmak da... Ayrıca şaşkınlık da yok değil.
Yazar arkadaşın biri oturup neden bir Türk kızıyla evlenilmemesi gerektiğini 10 madde ile anlatmış. Büyük iş yapmış anlayacağınız.
Başlığı okuyunca güldüm, çok ciddiye almadım. Ama merakıma yenik düşerek sonuna kadar okudum.
Aradaki bazı açıklamaları atlayarak bu on maddeyi sizler için yazıyorum ve bir Türk kızı olarak ki bundan da gurur duyarak cevaplıyorum.
1. Çoğunun çirkin olması Öyle mi? Çünkü Türk erkeği çok yakışıklı, değil mi? Bilmem farkında mısınız ama her Türk kızının bir Türk erkeği babası var. Genler konuşuyor burada! Kaldı ki güzellik görecelidir. Ama güzellik sizin için önemliyse gelip de bizi "Ben karaktere önem veriyorum." diyerek kandırmayın, lütfen.
2. Gerçekle hiç alakası olmayan beklentileri. Bu biraz ucu açık olmuş. Ama ileriye dönük beklentilerin fazla hayalperest bir bakış açısıyla şekillendiği ima ediliyorsa diye söylüyorum bizce hayal kurmak güzeldir, tavsiye ediyoruz. Ayrıca Türk kadını beklentilerinin karşılığını alamayınca olgunca duruma ayak uydurabilir.
3. Bir erkekle nasıl tanışacağını nasıl konuşacağını ve nasıl davranacağını çoğunun bilmemesi. Bu cidden bir sorun mu yani? Daha 'tecrübeli' olmamızı istiyorsanız kafanızdaki farklı farklı versiyonları olan namus tabusunu yıkacaksınız önce, beyefendiler! 
4. Yenilikçi görünüp gelenekçi kafada yaşamaları. Biz Türk toplumu olarak gelenekçi bir yapıya sahibiz ve kimse kusura bakmasın ama batılılaşalım derken kültür kimliğimizden olacak değiliz. Yenilik bizi ileriye götürdüğü sürece eyvallah ama yapımızı değiştiriyorsa orada duracaksın. 

Belki çok açık konuşmuş olacağım ama, bu cümleden evlendiği kadının bakire olmasını isteyen ama aynı zamanda her çiçekten bal almak da isteyen erkek mantığı kokusu alıyorum ve mantık nerede acaba, diyorum. 
Siz ev baklavası, zeytinyağlı sarma, içli köfte ve mantı yedikten sonra 'geleneksel' meselelerden bahsedelim, ne dersiniz? Unutmadan, onları da genel de biz, 'Türk kadını', yapıyoruz.
5. Alışveriş takı kıyafet dışında çoğunun bir şey bilmemesi. 2 kelamda tıkanması ve susması. İş bu noktada bir konferans bile düzenleyebiliriz sanırım dertlerimizi anlatmak için.

İlk olarak bu madde ile Türk kadınına kültürsüz diyerek aslında kendinize de bu etiketi yapıştırdığınızın farkında mısınız acaba? Sonuçta millet olarak bir bütünüz.
Ayrıca kızlarımızın okutulmamasının ne kadar büyük bir sorun teşkil ettiğinin de farkındasınızdır herhalde. Onları okutmak için yürütülen kampanyalara karşı kör olamazsınız. Ve bahsettiğiniz kültür seviyesinin çoğu çocukların, gençlerin okullarda aldıkları eğitimle birlikte gelmektedir.
Ama ne acıdır ki ülkemizde kız çocukları babalarının kanısına göre yeterli yaşa geldiklerinde eğitim hakları ellerinden alınmakta, tarla da çalışmaya, kuaföre çırak olmaya ya da zorla evlendirildikleri adama eş olmaya zorlanmaktadır. "Kız dediğin okumaz!" mantığı yüzünden ne hayatlar söndü kim bilir?
Olay sadece okutulmamaları da değil üstelik. Kapalı yetiştirilmeleri. Bu kültürümüzün ve gelenekselciliğimizin da dışında bir şey. Artık adını paranoyaklık mı koyarsınız, endişe mi dersinizi, cahillik diye mi adlandırırsınız bilemem ama kız çocuklarına tanınmayan imkanlar yüzünden onlardan tam teşekküllü bir dünya vatandaşı olmalarını nasıl beklersiniz?
Terbiyeye uygun davranmasını beklemek ayrı, onları "O anlamaz." mantığıyla yetiştirmek çok ayrıdır.
Madem bu ülkede yetişen kadın figüründen rahatsızsınız, o zaman birer baba, baba adayı olarak elinizden geleni yapın. Kız çocuklarınızı yeniliklere açık bir şekilde yetiştirin, onlara imkanlar tanıyın, ekonomik özgürlükleri olmasını sağlayın. Onları destekleyin.
6. Ne kadar güzelse o kadar çıkarcı olmaları. 
(sorun, her kızın kendini beğendiği bir fiziksel özelliği vardır.ve orayı vurgulama çabası ve toplamının yapabildiği kadar bundan nemalanmaya çalışır.) 

Bu maddeye şöyle yaklaşacağım; öncelikle bu bir sorun olmamakla beraber tüm Dünya ırklarındaki kadınlarda gözleyebileceğiniz bir şey. Sadece kadınlarda değil erkeklerde de rastlayabileceğiniz bir şey.İlla fiziksel olmak sorunda değil herhangi iyi olduğuna inandığınız yönünüzü göz önüne çıkarmak istersiniz bu çok doğal. Ha, bayanlarda bunu dış görünüş kulvarında 'kullananlar' var mı? Var. Bunu bayağı bulmakla birlikte belirtiyorum ki çevrenizdeki üç beş böyle davranan kadın diye neden bunu bir millete yapıştırıyorsunuz ki?
7. Sadece başkalarının tavsiyeleri ile aslında kararını oluşturması. arkadaş ya da anne. 'Sadece'? Bu cümleden Türk kadınına resmen başkalarının fikirlerinden geçinen, otlakçı, çok pardon ama aptal muamelesi yapılıyor. Birincisi arkadaşınızdan, ailenizden aldığınız fikirlerle yola çıkmanız sizi evlenilmemesi gereken biri yapmaz. İkincisi de, yine söylediğim gibi, bu sadece kadınlarda değil erkeklerde de rastlayabileceğiniz bir tavır. Neden Türk kadınına mahsusmuş gibi gösteriyorsunuz?
8. Batılı ortalama bir kızdan çok yüksek seviyede trip, kapris ve huysuzluk. Türk kızı trip atmaz demeyeceğim, bu bizim bir yerde ata sporumuz. Aynı zamanda kadın olmanın yanında verilen bir paket, inanın ki batılı dediğiniz bayanlarda da rastlanmakta. Daha fazla mı olduğunu söylüyorsunuz? hep öylelerine denk gelmişsiniz demek ki. Ayrıca, biz Türk erkeği batılı erkeklere göre çok daha kaba ve ilgisiz diyor muyuz, canım?
9. Hata kabul etmemezlik, ısrarcılık, bezdiricilik, hatayı karşıya yıkma. Bir kere hata kime göre hata? Oradan başlayalım bir. Yani, ortada bir anlaşmazlık varsa bu her iki tarafta kendince haklı olduğunu düşündüğünden çıkıyordur, değil mi? Sadece kadın-erkek ilişkisinde yaşanıyormuş gibi de daraltmayalım mevzuyu. Anne çocuk, iş veren çalışan, iki arkadaş, komşular, kardeşler arasında da yaşanabilen bir şey anlaşmazlık, hatayı karşı tarafta bulma. Zaten ben karşımdakinin hatalı olduğunu düşünmesem neden tartışayım ki?
10. Büyük çoğunluğunun gerçekten profesyonel ötesi yalancılık yeteneğine sahip olması.
herhangi bir konuda muhteşem bir şekilde yalan uydururlar ve o denli başarılıdırlar ki, kendilerini dahi kandırabilirler.

Şimdi şöyle, Türk kadını nabza göre şerbet vermesini bilen, değişen şartlara ayak uydurabilen bir canlı örneğidir. Ama bunu sanki karşısındaki kandırmaktan zevk alıyormuş gibi lanse etmek ne kadar da yanlış! Ayrıca şunu eklemeyi yerinde buluyorum ki biri yalan söylemek zorunda bırakılıyorsa biraz da çevredeki unsurlara - erkeklere - bakmak gerek.
Hepsi bir yana, sizlerin biricik, dünyalar kıymetlisi anneleriniz de birer Türk kadını, bilmem farkında mısınız? Ne yani, babalarınız da annelerinizle evlenmemeli miydi?
Yazıda bir de şöyle bir ifade geçiyor: Gerçekten imkanı olsa sizi terk edecek çok erkek var. Berbat bir erkek nihayetinde bir kadına ayak uyduruyor ama berbat bir kadına ayak uydurmak çok zor.
Burada yazar arkadaş erkeğin kadına ayak uydurduğu gerçeğini kabullenmekte de geri kalmıyor.
Davul bile dengi dengine çalar, diye bir laf vardır bizde, Türklerde. Yeterince açıklayıcı olmuştur herhalde.
Sözün özü şunu demek istiyorum; onca laf ettiğiniz Türk kadını sizin aynada gördüğünüz aksiniz. Haberiniz olsun.
Ben çıkıp da neden bir Türk erkeği ile evlenmemeliyiz diye bir liste hazırlamam. Benim babam, dayılarım, kuzenlerim de birer Türk erkeği ve ben onlarda gördüğüm Türk erkeğinden memnunum.
Hiç mi kötü yüzünü, rahatsız edici yanını görmedim bu ülkede erkeklerin? Tabi ki gördüm. Görmez olur muyum?
Ama her milletin, kültürel kesimin, cinsiyetin kendine göre farklı yönleri var. Biz de sağlıklı birer kadın-erkek ilişkisi yürütmek istiyorsak, bazı şeylere hoşgörülü olmalıyız.
Bir de çıkıp şöyle demiyorlar mı, "Türk kızı şöyle kaprisli, yok böyle çok konuşuyor, yok öyle bilmem ne. Ama... El mecbur yine onlarla evleniyoruz?"
E, neden acaba? Oturun bunu bir düşünün önce.

Okumak isteyenler için yazının linki; buyurun efendim https://eksisozluk.com/entry/45095676 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İstifçilerin Haklı Mücadelesi

Ülkemizin Vicdan Yaraları

ABC