Bekleme Koltukları

Ben küçüklüğümden beri havalimanlarına bayılırım. Temizdirler. Yaz kış sıcaklık ortalamaları pek değişmez. Genelde büyük camları olur. Bir sürü kontrolden geçersiniz, güvenlidir. Bekleme koltukları karşılaşabileceğiniz en rahat mobilya olmasa da boş bir tane bulunca çok sevinirsiniz.
Yiyecek ve içecekler normaldekinden daha pahalıdır. Bu biraz canınızı sıkar. 
Bir şey almayacak olsanız da duty freelerde gezmek keyiflidir. 
Onlarca, yüzlerce kapının ardından bekleyen uçaklar dünyanın her bir yanına gidiyordur ve siz de birazdan onlardan birine bineceksinizdir. Çok tatlı bir heyecandır bu. Hele de tatil için çıkıyorsanız. 
Tahmin ediyorum çoğu kişi hemen hemen bunları düşünüyordur.

28 Haziran 2016 akşamı Atatürk Havaalanı'da olanlar da sadece ayakta beklemek zorunda olduklarına veya uzun pasaport kontrolüne can sıkıyor olmalıydılar. Ölümle burun buruna geldikleri için korkuyor değil. Onların yakınları da telefon başında sağ olup olmadıklarına telaş yapıyor olmamalıydı.
Bizler de daha geçen gün orada olduğumuzu ya da haftaya bir gün orada olacağımızı düşünüp kıl payı denk gelmediğimizi, bizim de orada olup yaralanabileceğimizi, ölebileceğimizi düşünüyor olmamalıydık. 
Dahası, ben bu yazıyı kaleme bile alıyor olmamalıydım. 
Pırıl pırıl canlar yitti.
Ve biz kendimizi ülkemizde daha az güvende hissettik. Her bombadan sonra olduğu gibi. 

Biz yine terörü lanetlemeye; kendimiz, ailemiz, ülkemizdeki her bir can için dua etmeye devam edelim. Edelim çünkü onu da yapmazsak iyiden iyiye kafayı yeriz.

Dilara İNAL

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İstifçilerin Haklı Mücadelesi

Ülkemizin Vicdan Yaraları

ABC