Kayıtlar

Her Güzel Şeyin Bir Sonu Var

Resim
Öyle, değil mi? Her kitap, her film, yediğiniz her güzel tatlı, bir şekilde bitiyor. Hayat gibi. O da bitecek sonuçta. Sonsuz olsa bu kadar değerli olmazdı sanırım. Bu gün bana-bize elveda diyen şey How I Met Your Mother'dı. Son sezonu ağlayarak izlediğimi söylememe gerek yok herhalde? Arada hıçkırıklara boğulduğumu bile söyleyebilirim. Ve bu gün, bitti. Aslında bitti demek doğru değil çünkü benim gibi dünyanın dört bir yanından bu diziyi ( Sadece dizi demek ne kadar doğru bilemiyorum, artık bir yaşam tarzı haline gelmişti bence.) yıllarca gülerek, kahkaha atarak, gözleri dolarak, bazense suratında şapşal bir gülümseme eşliğinde izleyen insanlar, yani biz Ted'i, Marshall'ı, Lily'i, Robin'i veya Barney'i unutacak değiliz. Hem de hiç. Hatta şundan eminim ki ileride çocuklarımıza da izleteceğiz. Çünkü HIMYM sadece reyting tutturmuş bir sit-com değildi. O, hayatın bazen istediğimiz gibi gitmediğini, doğru insanların ne zaman karşımıza çıkacağını bilemeyec...

Dur Yolcu!

18 Mart... Büyük bir zaferin, muhteşem bir tarihin yazıldığı, o gün. Ve şimdi bizim gururla ama aynı zamanda hüzünle andığımız, bu gün. Şiire ilk ilgi duymaya başladığımda, yazmak istediğim şey Çanakkale Zaferi'ydi. Kalemi kağıdı alıp saatlerce durmuş düşünmüştüm de bir şey yazamamıştım. Bir vakit sonra, ilhamın saatleri olan gecenin geç bir vakti şu dizeler dökülmüştü kağıda: GÜCÜM TÜKENENE KADAR Ufka bakıyorum, eskiden gördüğüm pırıl pırıl maviye, Şimdi yerini düşmanın donanmaları almış… Başımı kaldırıyorum, bakıyorum gökyüzüne, Güneş bile eskisi gibi değil, sönmüş, boynunu bükmüş Sanki gökyüzü maviliğini yitirmiş, İzliyorum çocukken derme çatma uçurtmamla koştuğum sahili Ağır bir hava üstünü sarmış İçime çekiyorum havayı, dolduruyorum ciğerlerimi Ama beklediğim deniz kokusunu değil Acı barut kokusunu duyuyorum Yanıyor boğazım, doluyor gözlerim, Sadece kokudan değil Bir yandan büyük bir öfke kaplıyor benliğimi “Vatan” kelimesi yankılanıyor ka...

Belki Yarın, Belki Yarından da Yakın

Hatalardan ders çıkarmak gerek, değil mi? Doğru olan bu. Öyleyse, Berkin Elvan'ı kaybetmemizin üstüne yapılan eylemlerde neden bir gencimizi daha yitirdik? Bunun suçunu da o çapulcu dedikleri vatanımın güzel insanlarına attılar. Eylemciler, dediler. Dokuz aydır Berkin'in katilini bulamazken, bu sefer aynı gün buldular. Ne garip değil mi? Öldürülen insana göre araştırma sürecinin değişmesi... Yitirilen her can, candır! Alevi'si, solcusu olmaz! En acılarından biri de şu: orantısız gücün kurbanı olmuş çocuğumuz için binlerce insan ülkenin dört bir yanında sokaklara döküldü, sonuç; polis ve toma. Aynı tas aynı hamam! Ve tüm bunlar olurken, onlar konfeti patlatıp, söyledikleri yalanları kutluyorlardı. Kimse akıllanmıyor anlaşılan. Orantısız güç tam gaz devam ediyor. Farkında değiller belki ama uyguladıkları bu güç, kendilerine de zarar veriyor. İtirazına rağmen zorla kendisine verilen emir yüzünden bir polisimiz şehit düştü. Savaşlarda kazanan olmaz. Tarafların h...

Meydanlara Çıkmayan Seçim Sandığına Nasıl Gitsin?

Ne zaman Türkiye'de bir şey olsa, halk sokaklara dökülse, alışkanlığımız değil ama son zamanlarda da çok yapar olduk, birileri çıkıp illa şunu diyor: "Meydanlara, sokaklara çıkmanızla çok şey değişti sanki!". Kusura bakma da sen çıkmasan ben çıkmasam kim çıkacak? Ülkeyi rayına kimler oturtacak? Sen korkarsan, ben korkarsam, o korkarsa biz daha ne hallere geliriz hiç düşündünüz mü? Çıkmış diyor ki "Direncinizi sandıkta gösterin.". Yahu, her şey sandık mı? Evet, sandık demokrasinin ve halkın iradesi nin en büyük simgesi; ama iyi ki bir seçildin sen de yani. Ülkenin tapusunu sana vermedik! Biz halkız! Gerekirse sokaklara çıkarız, gerekirse tencerelere vururuz, gerekirse parklarda bahçelerde 'otururuz'. Sonra gider oyumuzu veririz. Asıl böyle kaos dönemlerinde sesini çıkarmayan adamdan korkmak lazım. Ağzını açıp bir tek laf etmeyen, sokağa çıkıp da hakkını aramayan nasıl gitsin sandığa da oy versin? Hayır, çoluk çocuk, yaşlı hasta, herkes sokağa ...

İlham Çabalarımızın İçinde

Uzun zamandır yazmıyorum. Sadece buraya değil, aklıma gelen hoş bir kaç sözü bile bir kağıda not almıyorum. Belki de aklıma kayda değer bir şeyler gelmiyordur. Ara sıra oluyor böyle. İstiyorsun. Ama kağıda iki anlamlı kelime bile dökülmüyor.  Belki de 'yazmak' için istemek yetmiyor. İlham gerekiyor. Çevremdeki bazı insanlar ilhamın olduğuna inanmıyorlar. Güzel bir şey gerçekleştirmek için ilham perisini mi bekleyeceksin, diyenler var.  Haklılar, mucizeler oturup bekleyince gelmez . Çabalamak gerekir. Çalışmadan derslerinden iyi not almak için Allah'a dua etme, demişti annem bir keresinde. Önce çabala. Çok mantıklı gelmişti, hala da öyle gelir. Öyle armut piş ağzıma düş yok. İlham perisi de o hesap. Tuvalin karşısına geçmeden veya ele kalem almadan ilhamın geldiği yok. Kafa patlatmak gerekiyor önce. Sonrası gelir zaten.  Sadece yazmak ya da resim yapmak için değil bu sözlerim. Matematik sorusu çözerken bile biraz uğraştıktan sonra aydınlanıveriyorsun. İlham il...

Aşkın Mevsimi Olmaz

Resim
Aylardan Kasım'dı. Her yerde, Twitter'da, Tumblr'da "Kasım'da Aşk Başkadır" konulu resimler, tweetler vardı. Çevirmen filmin ismini bu şekilde çevirdi diye insanların Kasım'dan medet ummaları ya da bunu bir klişe haline getirmeleri canımı sıkmıştı bir şekilde. Tumblr'daki bloguma aşağıdaki, şiiri bana ait olan fotoğrafı yüklemiştim. Bugün, Tumblr anasayfamda gezerken fotoğraf tekrar karşıma çıkınca o bir kaç satırı burada da paylaşmak istedim. Aşkın Ekim'i Kasım'ı olmaz ki... Ilık bir Ekim sabahında, Ayaz bir Şubat akşamında ya da Temmuz güneşinde sevemez miyim seni? Severim. Hem de çok... Dilara İNAL

Yeni Yıl Aynı Dilekler Yeni İstekler

  2014   Bunu okuyunca kiminiz gülümsedi kiminiz kurduğunuz hayaller aklına geldiği için iç geçirdi.    Herkesin istekleri farklıdır.   Ama bazı şeyler değişmez değil mi?   Sağlık en başta, huzur, bolluk, bereket, sevgi...   Umuyorum ki yeni yılda hepsi bizimle olur.     2013 bazıları için çok zor bir yıldı. Bazıları için acı, yanlış tercihlerle ve hatalarla doluydu belki. Bazıları içinse unutulmaz bir yıldı, her dönüm noktasında şans onlarlaydı. Mutluluk üzerine mutlulukların olduğu bir seneydi belki de.    Bunu bilemeyiz.    Fakat herkes yeni gelen senenin, eskisinin acılarını götüreceğine, yeni başlangıçlar, güzel fırsatlar ve güzellikler getireceğine inanır. Böyle olmasını diler.    Bu çok anlaşılabilir bir şey.    İnsan nasıl yeni yaşından güzel şeyler bekliyorsa yeni seneden aynı şeyler bekler.    Bunu insanoğlunun iflah olmaz iyimserliği ve hayalperestliği olarak görenle...